İstemsiz ruminasyon, yoğun stresin ya da sarsıcı bir olayın ardından zihne istem dışı giren düşünce ve görüntülerle kendini gösterir. Kişi durdurmak istese de akıl aynı sahneye geri döner; kalp çarpıntısı, nefes daralması, mide düğümlenmesi gibi bedensel tepkiler eşlik edebilir. Düşünceyi bastırma çabası çoğu zaman geri teper; zihnin “kaçınma - geri dönme” salınımı güçlenir.

Sağlıksız eşiğe gelindiğinin işareti, bu akınların gündelik işlevi belirgin şekilde bozmasıdır: uyku bölünür, iş ya da ders sırasında odağı toplamak zorlaşır, kişi tetikleyici ortamlardan uzak durmak için planlarını iptal etmeye başlar. Zihinsel kaçınma arttıkça düşünceler daha sık ve daha yoğun geri gelir; döngü böyle pekişir.

Denge kurmak için düşünceyi “düşünce” olarak adlandırmak (etiketlemek) iyi bir başlangıç olabilir: “Bu bir düşünce, gerçek değil.”

Ardından kısa bir “şimdi ve burada” egzersizi; beş duyuyla sırayla çevreyi fark etmek, yavaş ve uzun nefesler, sistemi sakinleştirir. Günün belirli bir saatini “endişe zamanı” olarak ayırmak da işe yarar; böylece zihin her an kapıyı çalmayı bırakır. Bu tür düşünmeye travma anıları, kabuslar ve yoğun kaçınma eşlik ediyorsa, profesyonel desteğe yönelmek gerekir.