Tarihte yapılan ve vahşet olarak nitelendirilen birçok etik dışı ve insanlık dışı deney bulunmaktadır. "En vahşi" olanı belirlemek zor olsa da, insan acı çekmesine, onurunun zedelenmesine ve uzun vadeli zarara neden olan bazı ünlü ve kötü şöhretli örnekler şunlardır:

  • Unit 731 Deneyleri (Japon İmparatorluk Ordusu, II. Dünya Savaşı): Bu, muhtemelen tarihin en dehşet verici ve vahşi insan deneylerinden biridir. Japonya'nın Çin'deki birimi olan Unit 731'de, esirler (çoğunlukla Çinliler, Koreliler ve Ruslar) üzerinde biyolojik ve kimyasal savaş yöntemlerini test etmek amacıyla canlı disseksiyonlar (viviseksiyon), organların çıkarılması, uzuvların dondurulup çözülmesi, çeşitli hastalıkların (veba, şarbon vb.) kasıtlı olarak bulaştırılması gibi akıl almaz işkence deneyleri yapılmıştır.
  • Nazi İnsan Deneyleri (II. Dünya Savaşı): Josef Mengele gibi doktorlar, toplama kamplarındaki mahkumlar üzerinde (özellikle ikizler üzerinde) yüksek irtifa, hipotermi, çeşitli zehirler ve cerrahi işlemler dahil olmak üzere ölümcül ve dayanılmaz deneyler gerçekleştirmişlerdir.
  • Tuskegee Frengi Çalışması (ABD, 1932-1972): Bu deneyde, yüzlerce yoksul Afro-Amerikan erkek, frengi hastalığının doğal seyrini incelemek amacıyla hastalığın etkili tedavisi (Penisilin, 1940'larda yaygınlaşmasına rağmen) onlardan gizlenmiş ve tedavi edilmeleri engellenmiştir. Bu durum, yüzlerce gereksiz ölüme ve uzun süreli acıya yol açmıştır.
  • Küçük Albert Deneyi (Little Albert Experiment, 1920): Psikoloji alanında etik tartışmalara yol açan bu deneyde, 9 aylık bir bebek olan "Albert" üzerinde koşullanma yoluyla korku yaratılmış ve bu korku bilerek giderilmemiştir. Birçok kişi, deneyin bebeğin psikolojisine verdiği kalıcı zararı vahşice bulur.
  • Stanford Hapishane Deneyi (1971): Etik ihlallerle ve katılımcıların (gardiyanlar ve mahkumlar rolündekilerin) hızla psikolojik olarak kötüleşmesiyle meşhurdur. Deney, planlanandan erken durdurulmuştur.

Bu deneylerin hepsi, bilimsel ilerleme adına temel insan haklarının ve etiğinin ihlal edildiği trajik örneklerdir. Günümüzde, bu tür deneylerin tekrarlanmasını engellemek amacıyla katı etik kurullar ve yönergeler mevcuttur.