Şuğur – Bozkır üzerindeki yurtların çevresinde dönen rüzgâr ruhlarının, gökyüzünde girdap oluşturduğu sahne

Şuğur, Türk mitolojisinderüzgarın ruhlarınıtemsil eder. Görülmezler ama hissedilirler. Bozkırda aniden çıkan sert bir rüzgar, dağ başında dönen bir fırtına ya da gece vakti çadırın iplerini titreten meltem bunların hepsi Şuğur’un nefesidir. Rüzgarın yönünü değiştiren, haber getiren, bazen de tehlikeyi önceden haber veren bu ruhlar,doğanın görünmeyen elçileridir.


Altay ve Yakut inanışlarında Şuğur,Ülgen’in hizmetkarlarıolarak anılır. Göğün katları arasında dolaşır, tanrıların emirlerini insanlara ulaştırır. Şamanlar göğe yükselme törenlerinde, Şuğur’un sesini duymaya çalışır; çünkü bu ses, göksel rüzgarın şarkısı olarak kabul edilirdi. Davulun her vuruşu, Şuğur’un kanat çırpışı gibidir. Ritimle rüzgar, insanla ruh bir olur.


Bazı söylencelere göre Şuğur’lar, iyi ya da kötü niyetli olabilir. Dost olanlar, şamana yol gösterir; düşman olanlar ise çadırları yıkar, ateşi söndürür. Bu yüzden eski Türkler, güçlü rüzgar estiğinde “Rüzgar kızdı” der, ateşi korumak için dua ederdi. Çünkü Şuğur’un öfkesi, doğanın dengesinin bozulduğunu gösterirdi.


Rüzgarın ruhları yalnızca doğa olaylarını değil,değişimi ve dönüşümüde simgeler. Şuğur, hareketin kendisidir. Bir anda gelir, bir anda kaybolur. Bu yüzden insan ruhunun özgür, fakat kontrolsüz yanını da temsil eder.