
Çok düşük kalorili diyetlerde vücut ilk etapta enerji ihtiyacını karşılamak için karbonhidrat depolarını kullanır. Karbonhidrat depolarımız karaciğer ve kaslarımızda bulunmaktadır.
Karbonhidratlar, suyla birlikte depolanır. Bu depolar, boşalırken beraberinde ciddi miktarda su kaybı da yaşanır. Tartıda görülen hızlı düşüşün önemli bir kısmı aslında sudur. Oysa sağlığımızı desteklemek için önerilen kilo kaybından kasıt; yalnızca yağ kaybıdır.
Ciddi miktardaki kalori kısıtlaması sürdürüldüğünde ise vücut kas dokusunu parçalamaya başlar. Çünkü kaslar, yağ dokusuna kıyasla vücuda daha fazla enerji harcatan dokulardır. Yani vücut, hayatta kalmak için metabolizmayı yavaşlatmaya çalışır. Bu süreçte kaybedilen kilonun önemli bir bölümü yağ yerine kas kütlesinden gelmektedir.
Bazal metabolizma hızımızı belirleyen en önemli yapılardan biri kas dokusudur. Kas azaldıkça günlük harcanan enerji de düşer. Bu nedenle zayıflarken kas kütlesini korumak çok önemlidir. Diyet bittikten sonra kişi eski beslenmesine döndüğünde artık daha düşük bir metabolizma ile yaşamaya devam ettiği için verdiği kiloları hızla geri alabilmektedir. Hatta çoğu zaman başlangıç kilosunun da üzerine çıkabilir. "Yo-yo sendromu" dediğimiz durum tam olarak budur.
