
Edebiyatı keşfi
Mustafa’nın edebiyatla tanışması, Bursa İdadisi’nden kovulan Ömer Naci’nin sınıflarına gelmesiyle olmuştu. Ömer Naci, daha o zaman bile şairdi. Mustafa’dan okumak için kitap istedi. Bütün kitaplarına baktığında arkadaşı hiçbirini beğenmemişti ve bu Mustafa’nın pek gücüne gitmişi. Öyle ki Mustafa, şiiri, edebiyat diye bir şey olduğunu yeni fark ediyordu. Bugüne dek öylesine Matematik kitaplarına gömülmüş, Fransızca öğrenmek için çabalamıştı ki, Edebiyat diye bir alan aklından bile geçmemişti. Öyleyse şimdi keşfetmenin tam zamanıydı.Şiir pek ilgisini çekmişti Mustafa’nın; ama Kitabet (Güzel Yazı) Hocası olarak İdadi’ye yeni gelen bir hoca, “Bu tarz işgal, seni asker olmaktan uzaklaştırır.” diyerek yasaklamıştı. Güzel yazmak hevesi hep kalbinin bir köşesinde kaldı.
İdadi’de, tüm öğrenciler birinci olmak için birbiri ile yarışıyordu. Nihayet İdadi’yi tamamladığında Harbiye’ye geçmişti. Matematik tutkusu hala devam ediyordu. İlk sene başında kavak yelleri esiyordu. Derslerini ihmal etmişti. Senenin nasıl geçtiğini bile fark edememişti ki, kendini çabuk toparladı. İkinci sınıfta askerlik derslerine daha bir merakla sarılır olmuştu. Bir yandan da gönlünde hala şiir yazma hevesi vardı; ama İdadi’deki hocasının yasaklı uyarısını da aklından çıkarmıyordu. Güzel söz söylemek ve yazmak isteği, yüreğinde edebiyata karşı sonsuz bir sevgi beslemesini sağlıyordu. Teneffüste arkadaşları ile bir araya gelerek ellerinde bir saat, “Bu kadar dakika sen, bu kadar dakika ben söyleyeceğim” diye güzel yazı alıştırmaları yapıyorlardı. Gönlüne düşmüş edebiyat ışığını pek söndürmeye niyeti yoktu…