
Eğitim hayatı
Artık okula gitme zamanı gelmişti ki, Mustafa’nın anne ve babasını bir anlaşmazlık sardı. Sonraları Mustafa’nın aklına düşen ilk hatıralardan biri olarak anacağı bu an, bir mücadelenin hikâyesiydi. Anneciği Zübeyde Hanım, ilahilerle öğreniminin başlamasını ve bundan sebep Hafız Mehmet Efendi’nin Mahalle Mektebi’ne gitmesini istiyordu. Babacığı Ali Rıza Efendi ise, o dönemde yeni açılan yeni yöntemlerle eğitim veren seküler Mekrebi Şemsi İbtidai’sine (Şemsi Efendi Mektebi) gitmesinden yanaydı.Giderek bu tartışmada bir çıkmaza girdiklerini fark eden Ali Rıza Efendi, ustaca bir çözüm bulmuştu. Mustafa, alışılagelmiş bir törenle, tıpkı anneciğinin istediği gibi Mahalle Mektebi’ne başladı. Böylece Zübeyde Hanım’ın gönlü kazanılmıştı. Mustafa birkaç gün sonra Mahalle Mektebi’nden ayrılarak Şemsi Efendi Mektebi’ne kaydoldu. Mustafa, bu anıyı her gülümseyerek anışında, babasına okul seçimi konusunda hep minnet duyacaktı.
1888’de babasının ölümü üzerine dayısının çiftliğine gittiklerinde Mustafa’nın eğitimi de aksamış oldu. Buna bir çözüm bulunmalıydı. Annesi bu konuda çok endişeliydi. Bunun için oğlunu Selanik’e, teyzesinin evine göndermeye ve mektebe devam etmesine karar verdi. Böylece Mustafa okula döndü.
Okula gidiyordu, başarılıydı da. Komşuları Binbaşı Kadri Bey çok ilgisini çekiyordu. Hele sürekli mektep üniforması ile gördüğü oğlu Ahmet, Askeri Rüştiyesi’ne gidiyordu ve bu durum Mustafa’nın ilgisi dışına çıkamıyordu. Şimdi aklı fikri böyle bir elbise giymenin hevesindeydi. Gözü askeri öğrencilerin, sokaklarda gördüğü zabitlerin üniforması üzerindeydi. Bu işi yapmayı ne çok istediğini düşünmeden edemiyordu. Ancak bunun için Askeri Rüştiyesi’ne gitmeliydi ve annesini buna razı etmesi zordu. O sıralarda Selanik’e gelen annesine, dayanamamış Askeri Rüştiyesi’ne gitme arzusundan bahsetmişti. Askerlik, Zübeyde Hanım için oldukça ürkütücü bir meslekti. Şiddetle oğlunun karşısındaydı. Bundan sebep Mustafa, kabul sınavına gizlice girdi. Sınavı kazanmıştı. “Böylece valideye karşı bir emri vaki ihdas edilmiş (oluşmuş) oldu.” diye özetleyecekti 1922’de Ahmet Emin’e verdiği röportajında bu durumu…
Rüştiyede olmak Mustafa’ya çok iyi gelmişti. En çok Matematik dersini seviyordu. Çok zaman geçmeden en az dersin hocası kadar, belki ondan da çok şey bilir olmuştu Matematik hakkında. Dersler dışında da en çok kompozisyon yazmayı seviyordu.